Oğuz DEMİRALP
Büyükelçi, Avrupa Birliği Genel
Sekreteri
“SEKTÖRLERİN İHTİYAÇLARINA CEVAP VEREBİLECEK
MESLEKİ YETERLİLİKLER BELİRLENEBİLECEK”
"Kurum, bu düzenleyici işlevi ile sadece AB sürecinde önemli bir eksikliği
yerine getirmekle kalmayacak yaptığı faaliyetler ile Türkiye’de bugüne
kadar büyük oranda eksikliği hissedilen eğitim-istihdam-işgücü piyasası
arasındaki bağlantının kurulmasında da faydalı olacaktır."
TBMM, AB Uyum Yasaları Çerçevesinde 21 Eylül 2006 tarihinde “Mesleki
Yeterlilik Kurumu (MYK) Kanunu”nu kabul etti. Öngörülen mesleki yeterlilikler
sistemini, Türkiye’de eğitim sisteminin ve işgücü piyasasının geliştirilmesi,
eğitim-istihdam bağlantısının kurulması açılarından değerlendirebilir
misiniz?
Bilindiği gibi, TBMM tarafından kabul edilen ve 7 Ekim 2006 tarihli
ve 26312 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olan “Mesleki Yeterlilikler
Kurumu Kanunu”, ulusal ve uluslararası meslek standartlarını temel
alarak, teknik ve mesleki alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını
belirlemek, denetim, ölçme, değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya
ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini
kurmak ve işletmek üzere yeni bir yapılanma öngörmektedir.
Böyle bir yapılanmanın oluşumu, Türkiye’de uzun zamandan beri eksikliği
hissedilen mesleki yeterliliklerin düzenlenmesi konusunda ileriye
yönelik önemli bir adım teşkil etmiştir. Türkiye- AB üyelik müzakereleri
çerçevesinde gerçekleştirilen, 3 no’lu müktesebat başlığı olan “iş
kurma hakkı ve hizmet sunumu serbestisine” ilişkin tarama toplantıları
sırasında ‘mesleki yeterlilikler’ konusu da gündeme gelmiş ve bu konudaki
uyum çalışmalarının önemi bir kez daha vurgulanmıştır.
AB üyesi ülkelerin AB tek pazarına tam entegrasyonun gerçekleşmesi
ve ekonomik olarak aktif kişilerin diğer AB üyesi ülke işgücü piyasalarına
engelsiz girişi ve de o ülkelerde mesleklerini icra edebilmeleri AB
tarafından getirilen ortak kurallara ve mekanizmalara uyumun gerçekleştirilmesine
bağlıdır.
Bu bağlamda, kurulan Mesleki Yeterlilikler Kurumu, ülkemizde, birçok
mesleğe ilişkin düzenlemeleri gerçekleştirebilecek bir kurum olarak
AB üyelik sürecinden gerekli faydanın sağlanmasında önemli bir rol
oynayacaktır.
Kurum, bu düzenleyici işlevi ile sadece AB sürecinde önemli bir eksikliği
yerine getirmekle kalmayacak yaptığı faaliyetler ile Türkiye’de bugüne
kadar büyük oranda eksikliği hissedilen eğitim-istihdam-işgücü piyasası
arasındaki bağlantının kurulmasında da faydalı olacaktır.
AB ülkelerinde de çalışma hayatı ile eğitim arasındaki ilişkinin kurulmasında
mesleki yeterlilikler, sınav ve belgelendirme sistemleri önemli işlevler
görmektedir. Ülkemizde ise belirlenmiş mesleki standartlara dayanan
ulusal mesleki yeterliliklerin ve bu doğrultuda oluşturulması gereken
eğitim standartlarının olmaması, mesleki ve teknik eğitimin programlarının
farklı eğitim kurumlarınca yeknesaklıktan uzak bir şekilde belirlenmesine
neden olmaktadır. Ayrıca, mesleki ve teknik eğitim ile kendisine kalifiye
işgücü yaratmaya çalışılan iş piyasası aktörlerinin gereksinimleri
de bu süreçte gerektiği gibi dikkate alınmamaktadır.
Yine, ülkemizde bulunan örgün ve yaygın mesleki eğitim veren kuruluşlardan
verilen diploma ve belgeler, büyük farklılıklar arz etmekte, bu programların
mezunlarının bilgi ve becerilerini tam olarak yansıtmamaktadır. Herhangi
bir eğitim kuruluşundan mezun olmasa bile, meslek hayatında çalışarak
mesleki tecrübe ve beceri edinen kişiler, bu durumlarını belgelendirme
imkânına da çoğu zaman sahip olamamaktadırlar.
Kısacası, işveren kesimi, üretim ve hizmet sektöründeki ihtiyaçlarını
mesleki ve teknik eğitime gereğince yansıtamamakta, bu ihtiyaçlarını
karşılayacak yetişmiş, belgeli, kalifiye elamanı da bulamamaktadır.
Mesleki Yeterlilikler Kurumu, mesleki yeterliliklerin belirlenmesinde
öngördüğü katılımcı mekanizmalar ve getirdiği sınav ve belgelendirme
sistemi ile bu alandaki eğitim istihdam ilişkisinin kurulmasında önemli
bir boşluğu doldurabilecektir. İşveren kesiminin de temsil edeceği
komiteler aracılığıyla, sektörlerin ihtiyaçlarına cevap verebilecek
mesleki yeterlilikler belirlenebilecek, belirlenen bu mesleki yeterlilikler
doğrultusunda eğitim programları tekrar ele alınacaktır. Mesleki eğitim
alanında eğitim vermek isteyen kuruluşların Kurum tarafından akredite
olma zorunluluğu da bu alanda kabul edilebilir ve yeknesak bir belgelendirme
sisteminin oluşumunu sağlayacaktır.
Mesleki ve teknik eğitimde şeffaflığın, diploma ve sertifikalarda
karşılıklı tanınırlığın sağlanabilmesi, ulusal ve uluslararası meslek
standartlarını temel alarak, teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin
esaslarının belirlenmesi, bu yeterlilikleri kazandıracak eğitim kurumlarının
ve programların akredite edilmesi, akreditasyon, denetim, ölçme ve
değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetlerin
yürütülmesi suretiyle teknik ve meslekî eğitim ve öğretimin seviyesinin
yükseltilmesi, eğitim-işgücü-istihdam ilişkisinin daha sağlıklı yürümesini
sağlayacaktır. Ayrıca, mesleki yeterlilik sisteminin standartlaştırılması
küresel ekonomide rekabet avantajı kazanmak açısından da büyük önem
taşımaktadır. Küreselleşen dünyada işgücünün hareketliliği sürdürülebilir
büyüme ve iyi işleyen bir istihdam piyasası için vazgeçilmez unsurlar
arasında yer almaktadır. Bu konunun önemine binaen Avrupa Birliği
2006 yılını İşgücü Hareketliliği yılı ilan etmiştir. Buna göre yüzde
1,5 seviyelerinde olan Topluluk içi istihdamın geliştirilmesi hedeflenmektedir.
Ülkelerarası istihdamın özünde ise meslek standartları yer almaktadır.
Dolayısıyla, ülkemiz çalışanlarının da küresel hareketliliğe sorunsuz
olarak entegre olabilmeleri için mesleki yeterlik sistemine işlerlik
kazandırılması gerekliliği aşikardır.
MYK Kanunu ile getirilen sistem, Türkiye’nin AB’ye uyumunu nasıl
etkileyecektir? Konuyu “Europass” süreci ve “Avrupa Yeterlikler Çerçevesi”
açısından ele alarak görüşleriniz belirtebilir misiniz?
Bildiğiniz gibi ülkemizde halihazırda mesleki niteliklerin belirlenmesi,
mesleğin edinilmesine yönelik eğitim verilmesi ve bu eğitimin belgelendirilmesine
dair yeknesak bir uygulama bulunmamaktadır. Bu durum, gerek AB’ye
tam üyelik ve gerek üyelik sürecinden bağımsız olarak başlatılmış
bulunan AB ile hizmetlerin serbest dolaşımı müzakereleri açısından
değerlendirildiğinde, işgücümüzün AB ülkelerinde mesleki faaliyette
bulunmasında zorluklar yaratabilecektir.
AB’de “mesleki niteliklerin karşılıklı olarak tanınması” şeklinde
ifade edilen sistem Üye Ülke vatandaşlarının edinmiş oldukları mesleki
yeterliliklerinin belirli şartlar dahilinde Topluluk genelinde tanınmasını
öngörmektedir ki bu ciddi bir birikim ve altyapıyı da beraberinde
getirmektedir. Nitekim, tarama toplantılarında da vurgulandığı gibi
Katılım Ortaklığı belgesinde de, mesleki niteliklerin karşılıklı tanınması
konusunda gerekli idari kapasiteyi de içerecek şekilde bir yol haritasının
hazırlanması ve uygulamaya geçilmesi kısa vadeli, mesleki niteliklerin
karşılıklı tanınması alanındaki AB müktesebatına kayda değer bir uyum
sağlanması ise orta vadeli öncelik olarak sıralanmıştır.
Dolayısıyla, Mesleki Yeterlilikler Kurumu meslek kriterlerinin belirlenmesi,
standartlara uygun eğitim verilmesi, sınav ve belgelendirme sisteminin
düzenlenmesi ve ayrıca ülkemizde çalışmak isteyen yabancıların sahip
olduğu mesleki yeterlilik belgelerinin uygunluğunu değerlendirme görevlerini
yerine getirmek adına önemli bir sorumluluk üstlenmiş bulunmaktadır.
Diğer taraftan, AB sistemine göre, doktorlar, diş hekimleri, eczacılar,
veterinerler, ebeler, hemşireler ve mimarlar olmak üzere yedi meslek
grubu için Topluluk genelinde ortak kurallar getirilmek suretiyle
bu meslekleri icra edebilmek için gerekli asgari koşullar belirlenmiştir.
Bu itibarla, bu koşulları sağlamış olmak kaydıyla, söz konusu mesleklere
sahip kişilerin mesleki yeterlilikleri ilave bir şart aranmaksızın
herhangi bir AB Ülkesinde geçerli sayılmak durumundadır. Dolayısıyla,
otomatik tanınma olarak da adlandırılan bu sistemin uygulanması diğer
göreceli olarak daha kolay olmaktadır. MYK Kanununa baktığıızda bu
meslek gruplarının kapsam dışı bırakıldığını görmekteyiz.
Bu yedi meslek dışında kalan mesleklere baktığımızda ise AB’de mesleklerin
edinilmesine yönelik ayrıntılı düzenlemelerin olmadığını görüyoruz.
Hal böyle olunca, AB’nin dört temel serbestisinden ikisini hizmetlerin
ve kişilerin serbest dolaşımının önünde engel teşkil etmemesi amacıyla
kısaca genel sistem olarak adlandırılan bir yaklaşım benimsenmiştir.
Buna göre, özetle, bir Üye Ülke diğer bir Üye Ülke vatandaşının mesleki
niteliğini tanıyacak ancak, kendi ülkesinde bu mesleğin edinilmesi
hukuki bir düzenlemeye tabi kılınmış ise, o mevzuat hükümlerine göre
ilave bir staj ya da bir sınav talep edebilecektir. Bahse konu mesleğin
edinilmesine ilişkin hiçbir düzenleme yer almaması durumunda ise kişinin
mesleği doğrudan tanınmak durumunda olacaktır.
İşte bu noktada, “düzenlenmiş meslek” olgusu büyük önem taşımaktadır.
Biraz önce de vurguladığım üzere, AB’ye üyelik sonrasında ülkemize
çalışmak üzere gelecek AB üyesi diğer ülke vatandaşlarından ilave
bir şart aranabilmesi ya da aynanın ters tarafından bakıldığında ülkemizden
diğer ülkelere gidecek vatandaşlarımızın önünde fazladan engel çıkmamasını
temin edebilmek adına bizim için önemli gördüğümüz meslekler için
kurallar benimsenmesi büyük önem taşımaktadır. Sisteme bu yönden bakıldığında
da MYK’nın önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.
MYK Kanunun amaç ve kapsamında ulusal yeterlilik çerçevesiyle ilgili
hususların düzenlenmesi de yer almaktadır.
Bildiğimiz gibi, isteğe bağlı olarak geliştirilip uygulanacak olan
ve herhangi bir yasal yükümlülük getirmeyen Avrupa Yeterlilikler Çerçevesinin
şeffaflığı artıran ve yeterlilikler alanında karşılıklı güveni destekleyen
bir ara (meta) çerçeve olması öngörülmektedir. Sistemi çok özet olarak,
ülkeler tarafından verilen farklı belgelerin anlaşılabilirliğini teminen,
sekiz seviye belirlenmek suretiyle ortak bir dil oluşturulması olarak
ifade etmek mümkündür. Buna göre, yedi ve sekizinci seviyelerde lisans
ve lisans üstü eğitimde kazandırılması öngörülen yeterlikler, beş
ve altıncı seviyeler ön lisans, dördüncü seviyeye kadar olan yeterlilikler
ise meslekî ve teknik orta öğretim örgün ve yaygın eğitim kurumlarında
kazandırılması öngörülen yeterliklerdir.
Avrupa Yeterlilik Çerçevesinin temel hedefi, farklı ulusal veya sektörel
yeterlilikler için ortak referans noktası oluşturması ve bunun yanı
sıra eğitim ve öğretimde eğitimcilerle öğrenciler arasındaki iletişimi
kolaylaştırmasıdır. Böylece, ulusal ve sektörel seviyede yeterlilik
çerçevelerinin ve sistemlerinin birbirleriyle ilişkili olması sağlanarak
vatandaşların sahip oldukları yeterliliklerin aktarılması ve tanınmasını
kolaylaştıracaktır. Diğer bir ifadeyle, Çerçeve, ulusal veya sektörel
seviyede yetkili bir makam tarafından değerlendirilen ve tasdik edilen
yeterliliklerin transferini, şeffaflığını ve tanınmasını kolaylaştıracaktır.
Avrupa Yeterlilik Çerçevesi kapsamında her ülkenin bir Ulusal Yeterlilikler
Çerçevesi oluşturması ve bu Ulusal Çerçeveyi Avrupa Yeterlilikler
Çerçevesi ile ilişkilendirmesi tavsiye edilmektedir. MYK Kanununda
ulusal yeterlilik çerçevesine ilişkin olarak Kurum tarafından yapılması
öngörülenler belirtilmemekle birlikte, tanımlara baktığımızda ulusal
yeterlilik çerçevesinin, AB tarafından benimsenen yeterlilik esasları
ile uyumlu olacak şekilde tasarlanan ve ilk, orta ve yüksek öğretim
dahil, tüm teknik ve meslekî eğitim/öğretim programları ile örgün,
yaygın ve ilgili kurumların iznine dayalı programlarla kazandırılan
yeterlilik esasları olarak ifade edildiğini görmekteyiz.
Sonuç itibarıyla, ulusal yeterlilik sisteminin geliştirilerek yaygınlaştırılması
Avrupa Yeterlikler Çerçevesi ile uyumu sağlayacak ve mesleki niteliklerin
karşılıklı tanınmasına yardımcı olacaktır. Bununla birlikte, Avrupa
Yeterlilikler Çerçevesinin, tanıma konusunda nihai kararı verme aracı
olmayacağını, yalnızca şeffaflık ve belgelerin anlaşılmasını kolaylaştırma
amacını güttüğünü unutmamak gerekir.
Öte yandan, Avrupa Yeterlilik Çerçevesinin aynı zamanda “Europass”
gibi ortak araç ve gereçlerin geliştirilmesi ve uygulanmasıyla güvence
altına alınması hedeflenmektedir. Bildiğimiz gibi Avrupa Parlamentosu
ve Konseyi Aralık 2004’te almış olduğu Karar ile yeterlilikler ve
yetkinliklerin şeffaflığına yönelik olarak tek bir Topluluk çerçevesi
(Europass) oluşturulmasını hedeflemiştir.
Europass bir eğitim programına katılmak isteyenlerin, iş arayanların,
tecrübe kazanmak isteyenlerin sahip oldukları becerilerini ve yeterliklerini
açık ve kolay şekilde gösterebilmelerine yardımcı olması ve dolayısıyla
kişilerin sektörler, eğitim programları, eğitim kurumları ve ülkeler
arasında kolayca hareket edebilmelerini hedefleyen belgelerin ortak
adıdır. Örneğin, Europass Özgeçmiş formu, kişilerin dil becerilerini
göstermeye yönelik Europass Dil Portföyü, Europass Sertifika Eki,
Europass Diploma Eki gibi standart biçime sahip belgeler bulunmaktadır.
Ayrıca, sistemin daha hızlı bir şekilde işleyebilmesini teminen özellikle
Europass Sertifika Eki ve Europass Diploma Eki olmak üzere ilgili
tüm Europass belgelerinin uygun Avrupa Yeterlilik Çerçevesi seviyesine
atıfta bulunması beklenmektedir.
Ülkemizde henüz Ulusal Europass merkezi oluşturulmamış olmakla birlikte
Milli Eğitim Bakanlığımız Europass konusunda çalışmalarını sürdürmektedir.
Bakanlığın MYK ile birlikte bu konudaki çalışmaları daha ileri seviyeye
taşıyacağı şüphesizdir.
Diğer taraftan Avrupa Komisyonu tarafından Eylül 2006 benimsen ve
Avrupa Parlamentosu ile Konseyinin onayına sunulan taslak Tavsiye
Kararı, Üye Ülkelerin en geç 2009 itibariyle ulusal yeterlilik sistemlerini
Avrupa Yeterlilik Çerçevesi ile ilişkilendirmelerini öngörmektedir.
MYK’nın bu konuda da AB’ye paralel çalışmalar sürdürmesi beklenmektedir.
Mesleki Yeterlilik Sistemine geçişle birlikte Türkiye’nin yararlanabileceği
AB kaynaklı finansman imkânları neler olacaktır?
Avrupa Birliğinden adaylık döneminde sağlanan Katılım Öncesi Mali
Yardım 2002 yılından itibaren Türkiye’nin üyelik sürecindeki öncelikleri
çerçevesinde kullanılmaya başlanmıştır. Bu doğrultuda her yıl hazırlanarak
AB’ye iletilen proje paketleri kapsamında toplam 172 projeye finansman
sağlanmıştır. Katılım Öncesi Mali Yardım ile Ülkemizin adaylık yükümlülüklerini
yerine getirebilmesi için gerekli kurumsal kapasite geliştirme faaliyetleri
desteklenmektedir. Bu kapsamda, müktesebat uyumunun sağlanması ve
uygulamanın güçlendirilmesi için gereken alanlarda teknik destek hizmetleri
ve yine bu amaca yönelik olmak üzere altyapı yatırımı desteği sağlanmaktadır.
Bu çerçevede, özellikle AB ile uyumlu bir mesleki yeterlilik sisteminin
yerleştirilebilmesi için söz konusu mali kaynaklardan yararlanma imkânı
her zaman mevcuttur.